Pazar, Temmuz 21, 2024

Fransa’da protesto gösterileri ve emeklilik yaşı

23 Mart sabahı üniversite ve lise öğrencileri okullarında başlayan direniş ve yol kesmeler yanında akın akın Bastille meydanına aktı. Ellerinde kendi hazırladıkları karton pankartlar, “Macron Defol! Eğer kral olmaya özeniyorsan, giyotine de hazırlan! ”Gençlerin bir kısmı karton kutu parçalarını yere sermiş sloganlar yazıyor hummalı bir şekilde. Bastille meydanı doluyor yavaş yavaş. 89 Yaşında bir kadın elinde eğri büğrü kendi yazsızı ile kendi yazdığı karton pankartı başının üstünde tutuyor. “Ben 1948 yılında başladım Savaşa. Bu hakları korumak için bugün de varım. Şimdi de torunlarım için”. Bir başka genç kadın ince bir sopaya bağladığı karton pankart taşıyor tek eli ile “Becerilmeye razı olsam Brad Pitt’ i seçerdim.” Paris  “Le Thatre du Soleil” tiyatro grubu Ankara’nın Hüdayda oyun havasını çalıp söyleyerek meydana giriyor. Kadın kucağında bebeğini, baba ilkokul çocuğunun elini tutuyor. Çocuk kendi yazısı ile pankartını taşıyor “Cumhurbaşkanı Halkı dinlemiyorsa ben öğretmenimi neden dinleyeyim.”

Meydan sarı beyaz, kırmızı, mavi siyah renklerle dolu. 800 Bin insan Bastille Meydanı’ndan Opera Meydanı’na doğru akıyor. Meydan “1789’da burada başladık. Yeniden başlarız”, “Macron; 64’de ısrar edersen 68 görürsün”, “Hayır, hayır demektir Macron”, “64 Hayır!” pankartlarıyla dolu.

Grev ve direnişlerin üçüncü ayında ülke çapında protesto yürüyüşlerinin dokuzuncusu yapılan 23 Martta 3 milyon 500 bin insan sokaklardaydı. Yalnız 800 bin gösterici Paris’te sokağa çıktı. Polis Opera Meydanına yaklaşan yürüyüşçülere gazla müdahale etti, her taraf gaz ve polis copları uçuşuyor… 3 aya yakın süren işçi direnişine yeni yeni katılıyor üniversite ve liseli öğrenciler. Tüm toplumu olduğu gibi onları da çileden çıkaran “Kanunları Parlamento yapar, ülkeyi de meşru hükümet yönetir” söylemlerinin süregeldiği süreçte Emeklilik Reformu’nu parlamento da oylanmadan, Anayasa’nın kötü şöhretli 49. maddesinin 3. fıkrası kullanılarak zorla kanunlaştırması oldu.

Emeklilik reformu Macron için “Zorunlu, Acil, Adil” idi

Emeklilik yaşının 62’den 64’e çıkarılması, emeklilik kasası dengesi ve finansman açığının kapatılması için hükümete göre tek seçenekti. Ayrıca hükümet 3 aydır sokaklarda olan grevlerle reforma karşı direnen sendikaların herhangi bir alternatif teklifi, olmadığını söylüyordu. Hükümet bu konuda kendilerinin “diyaloğa her zaman hazır olduğunu, sendikalara kapılarının açık olduğunu” bildiriyordu.

Değiştirilmek istenen “Emeklilik sistemi” 1948’lerde oluşturulan, zamanla geliştirilen Dayanışmacı Emeklilik Sistemidir. Basitçe Emekliliklerin ücretlerini halen çalışmakta olanlar ödemekte. Onların emekliliği kendilerinden sonra çalışan ücretliler tarafından ödenecek şekilde oluşturulan “nesiller arası dayanışmacı bir sistem” yürürlükte olan. Macron’un reformu ise kuşaklar arası dayanışmacı sistemden herkesin kendi emekliliğini ödeyeceği “Bireysel Ödeme Sistemi”ne geçiştir. Bugün mevcut Emeklilik Kasası her yıl 3-4 milyar Euro açık veriyor, hükümete göre bu 2027’ye kadar 12 milyar civarında açık demektir.

Ancak bu açık kasa için acilen kapatılması gereken felaket oluşturacak bir açık değil. Acil olmayan bu “Reform” zorunlu da değil. Çünkü mevcut sistem bu açıkla 2027’ye kadar sürdürülebilir bir yapıya sahiptir. Kaldı ki bunun kapatılması için emeklilik yaşının iki yıl uzatılması zorunlu ve tek çözüm de değil. İşçi sendikaları, bilim adamları, hatta bürokratlar da başka çözümlerin olduğunu savunmaktadır.

Sendikalar somut olarak 2019 yılından beri çözüm önerilerini hükümet ve kamuoyu ile paylaşmaktadır

Birinci çözüm: İşçi ve patrondan kesilen emeklilik kesintilerinin 1 puan artırılması.  Bu artış işçilerin ücretlerinde azalmaya yol açacak, ancak işçiler bunu bilerek teklif ediyor. Bu Emeklilik Kasasına 4 milyar €’lük bir gelir sağlayacak. Buna ilaveten kadın- erkek ücret eşitliğinin sağlanması. Fransa’da aynı işi yapan kadınlar erkekler arasında ücret farkı  %20’ye kadar çıkıyor. Bu da 3 milyarlık bir gelir demektir.

Ayrıca 2022 yılında süper kar elde eden ve hissedarlara milyarlarca € kar payı dağıtan şirketlere, sadece elde ettikleri “süper karlar” üzerinden,  bir defalık vergi almak (Fransa’da iki milyarder gurubundan, L.Vuitton-Hermes sahibi, 2023 de dünyanın en zengini ünvanlına erişen Bernard Arnault 22 milyar, Total gurubu ise 33 milyar Avro net kar elde etti) 5 milyarlık bir ek gelir demektir. Bu da 2027’ye kadar 12 milyar Avroluk açığın kapatılmasına yetecek bir rakam.

Bunun dışında asgari ücrette bir artış, işçi ücretlerinde bir artış,  sağlık, eğitim alanlarımda eksik olan personellerin tamamlanması, işe alınması Emeklilik Kasasının açığını kapatmaya yetecek tedbirler. Bu teklifler ve öneriler 3 yıldır Macron’a sunulmuş, ancak hiçbiri dikkate alınmamıştır. Sorunun çözülebilir olduğunu, para eksikliği olmadığını, paranın emeklilik yaşının uzatılmasının dışında da bulunabileceğini herkes gibi Macron da bilmektedir.

İşçiler ve sendikalar da sorunun sadece Emeklilik Kasası açığının kapatılması çabası olmadığını bilmektedir. Bu bir sistem değişikliğidir ve ücretliler eğer bu “reform” geçer ise ne kendilerinin ne de gelecek nesillerin makul sürede emekli olmayacaklarını bilmekteler. Bu nedenle yönetici – memur -küçük işletmeci- esnaf-sanatkâr- reformcu sendikalardan, komünist-devrimci, anarşist sendikalara kadar ortak bir platformda birleşip, öğrenci sendikalarının da katılımı ile son 30 yılın en güçlü ve tüm sendikaların ortaklığında bir direniş bloku oluşturdular. Sendikalar Birliği önderliğinde bugüne kadar 10 yürüyüş ve gösteri yapıldı. Her gösteri ve yürüyüş grevlerle desteklendi. Yürüyüşler metropollerde yüzbinlerin katılımıyla gerçekleşirken, küçük yerleşim yerlerinde, ilk kez katılan göstericilerden hiç gösteri yapılmayan yerlerde oluşan protestolara kadar yeniliklerle gelişti. Eylemler tüm Fransa’yı sardı

Bu yaygınlık ve katılımın nedeni sadece “Reform Karşıtlığı” değildi elbette

İkinci seçilişinden itibaren Macron kendisi etrafında bir çember oluşturmuş, halkla ilişkisini kesmişti. Bu toplumu ilgilendiren her karara yansıyordu. Halkın Aralık 2022’den itibaren sokaklarda olması hiçbir karşılık görmemiş, “siz kendi yönteminiz ile protestonuzu yapın, ben de kendi yöntemimle yasaları gerçekleştirir, uygularım. Bu ülkenin yönetimine, kanunlarına ben karar veririm, sokaklardaki kalabalık değil” ifadesi, Macron’un son 3 yılda halkın taleplerine karşı klişeleşmiş cevabı oldu.

19 Ocakta 2 milyon göstericinin sokaklara dökülmesi ile başlayan protestolar, grevlerle desteklenen bir süreçte her ay 3-4 gösteri olmak üzere devam ediyor. Son gösterilerde 3 milyon 500 bine ulaşan gösterici sayısı ve Fransa’nın her köşesine yayılan geniş katılımı ile sokak gücünü ve kararlılığını gösterdi. Hükümet de aynı kararlılıkla cevap vermeyi sürdürdü. Son televizyon konuşmasında, aylardır halk sokaklarda işçiler grev ve direnişte değilmiş gibi, “her şey yolunda- Reform gerekli-zorunlu acil” ”açıklaması yapan Macron yönetimi yürütmeyi güçlendiren, yargı ve yasamayı ise bütünüyle yürütme denetimine sokacak şekilde düzenleyen bir sisteme yönelmiş durumda.

Ücretliler de getirilmekte olan bu sistem denemesinin farkında. Bu sistemin en belirgin özellikleri “ZOR, BELİRSİZLİK ve YALAN”. Mecliste zorla (oylama yapılmadan) yasa geçirme, grevci işçilerden bazılarını zorla (kamu ihtiyacı gerekçesi ile çalıştırma), göstericileri polis şiddeti ve zorla dağıtma. Zor, Macron yönetiminin giderek değişmez yöntemi haline gelmekte.

Aynı zamanda bu yasa emeği ile geçinenlerin yaşamlarını bir belirsizliğe sevk ediliyor. Ücretli işçiler ne zaman nasıl emekli olacak, ne kadar ücret alacak, kimler ne haklara sahip olarak emekli olacak, bütün bunlar yasanın ilk hazırlanış biçiminde tamamen bir sis perdesi altında idi. Mecliste sol muhalefet; sokakta grevci ve direnişçi protestocu işçilerin mücadelesi sonucu bir takım açıklıklar getirilse de sis perdesi bütünüyle kalkmadı.

Örneğin;  “En az emeklilik aylığı net 1.200 Avro olacak ”maddesi.

Fransa da 600-900 Avro emeklilik maaşı ile yaşayan 1 milyon 200 binin üzerinde emekli ve emekli olacak olan var. Bu durmadakilere “herkesin en düşük maaşı en az net 1.200 Avro olacak” diye ilan edildi. Bu hamle ile özellikle kırsalda ya da yoksul mahallelerde yaşayan kesimin desteğini alma hedefleniyordu 2 aylık süreç içerisinde ortaya çıkarıldı ki;

600-900 Avro ile yaşayan ve yaşayacak olan emeklilerin 1.200 Avro alabilmesi için tüm çalıştığı sürede asgari ücret ile çalışmış olması ve 43 yıl pirim ödemiş olması gerekiyor. Bu koşullarda sadece 10.000 ila 20.000 kişinin 1.200 Avro net de değil bürüt (yani net 1.100 € civarında) alacağı ortaya çıktı.

Macron’un hem reformu uygulama hem yönetim şeklindeki kararlılığı direnişçiler tarafından tam bir karşılık görmüş durumda. Her gösteri günü bir sonraki gösteriye katılım en az seviyede olacak beklentisi tam tersi sonuçlar verdi. 15 Mart’ta 2 milyona yakın gösterici sayısı 23 Mart’ta (Reform yasasının meclisten zorla geçirilmesinden sonra) 3 milyon 500 bine ulaştı.

Bu süreçte Macron temsil ettiği milyarderlerin isteği dışında bir öneriyi dinlemeyeceğini gösterdi. Son 3 ay içerisinde sendikaların tüm görüşme talepleri hükümet tarafından karşılık görmedi. Son olarak 8 sendika 5 öğrenci örgütünün ortak görüşme talepli mektubuna Macron “Yasa Parlamentoda. Parlamento karar verecek görüşmeye gerek yok!” cevabını verdi. Bütün gelişmeler Fransa’da bugünden itibaren sınıf ayrışması ve çatışmasının daha da netleşeceğine ve yükseleceğine işaret ediyor.

Genel olarak direnişten vazgeçmeye yönelik bir düşünce taşıyan şu soru her zaman sorulur. “Direniş nereye kadar, ne kadar yürüyüş, ne kadar grev? Yani halk direnişe ne kadar dayanabilir?” Ancak 23 Mart gösterilerinden sonra soru tersinden de sorulacak hale geldi. “Hükümet bu direniş, grev ve blokaja ne kadar dayanacak?”

Macron kanunu zorla geçirmesinden sonra gerekçesini su sözlerle açıklamıştı. “Finansal olarak büyük risk altındayız. Ülkenin geleceğini riske atamam!” Bu cümle aslında şu anlama geliyordu; “Sermayedarların, milyarderlerin yönetim sistemini yerleştirmek için varım. Onların geleceği ile oynayamam! Onların paralarını riske edemem.” Direnişçilerin cevabı ise “Biz her zaman sendikalı işçileriz. İşçi sendikalarıyız. Bu parlamentoyu da, milletvekillerini de biz seçtik, bizim taleplerimizi yasallaştırsınlar, kanunları tartışıp oylasınlar diye. Bize karşı kanunları oylamadan geçirsinler diye değil!”. Grev ve direnişteki işçiler hala iptal edilmesi mümkün olan Reform Yasası geri çekilene kadar grev ve direnişe devam etmede kararlı gözüküyor.

Bu arada “Sarı Yelekliler” olarak adlandırılan eylemlerin esas tetikleyicisi olan köy ve kasaba halkı ve banliyö yoksulları-gençleri onlar henüz yeteri kadar oyuna girmediler. Girdiklerinde grevci direnişçi işçiler ile birleştiklerinde dengelerin değişeceği söylenebilir. Sınıfların giderek keskinleşen tavırları Fransa’yı sorunlarını giderek daha çok sokakta tartıştığı günlere doğru götürüyor. Aynı şeklide yönetimin de önümüzdeki günlerde, Mecliste uyguladığı zor kullanmayı sokağa daha fazla taşıyacağı anlaşılıyor.

Polis, jandarma şiddeti son olarak çevrecilerin Sainte-Soline bölgesinde yapılmak istenen büyük su havuzuna karşı 25 Mart’ta düzenlediği protestoda görüldü. 3.500 polis ve jandarmanın göstericilere karşı 4 bin gaz bombası kullandı. Üçü komada kırkı ağır yaralı olmak üzere 200’den fazla göstericiyi “Silah Kullanarak” yaraladı.

Uluslararası Af Örgütü Fransız Polis ve Jandarmasının savaş silahları kullanarak ölüme varacak yaralamalar sebep olduğunu açıkladı. Buna karşılık Senato komisyonunda ifade veren İçişleri Bakanı Gerard Darmanin Fransız devletinin parası ile yaşayan bir kurumunun (Af Örgütü kastediliyor) amaçları dışına çıktığını, verilen yardımların derhal kesilmesi gerektiğini savundu. Bu da gösteriyor ki Macron uzun bir süredir hazırladığı silahlarını yenilemiş olarak “Ben DÜZEN için ve düzeni sağlamak için varım” söylemine dönecek. Alacakları pirim için aç kurtlar gibi bekleyen polislerini jandarmalarını sokağa sürecek. Macron ve milyarderler için bu yasa sadece emeklilik yaşının 2 yıl uzatılması yasası değil. Bu kurmakta oldukları sistemin önemli bir ayağı, basamağı. Emeklilik Reformu ile Macron, yasanın oylamadan geçesini isteyerek, toplumsal muhalefeti bilerek zorlamaktadır. Sokağa karşı zor kullanmayı sistemli hale getirmek istemektedir.

Macron sadece reform yasası üzerinde oynamıyor. Onun kadar önemli olan hayat pahalılığı ve ücretlerin yetersizliği sorununu da gizlemiş oluyor. Fransa’da son 6 ay içerisinde fiyatlar %15 arttı. Temel tüketim malları başta olmak üzere her şeye zam yapıldı. Bütün bu hayat pahalılığı karşısında halkın tepkilerini ve dikkatini başka yerlere çekmeyi başarıyor. Ancak direnişçiler, sol muhalefet satın alma gücündeki büyük düşüşü, yoksullaşmayı Emeklilik Reform Yasasına tepki ile birleştirmeyi de başaramamış durumda. Bunu sağlamaları durumunda dengelerin değişeceği söylenebilir.

Kovboy Macron kasabanın ortasına çıkmış, göğsünde şerif yıldızı, belindeki çifte tabancayı çekmiş her tarafa kurşun yağdırmakta.

Halk ise Onu durdurmak için Billy The Kid beklemiyor elbette…

Son Eklenenler