Cuma, Aralık 3, 2021

Güç biriktiriyoruz

Bu sene 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Gününü pandeminin faturasının işçi ve emekçilere kesildiği, Türkiye’nin ağır aksak seçime doğru ilerlediği, ekonomik ve siyasi krizin tırmandığı bir konjonktürde karşılıyoruz. Pandemi süreci ne evlere kapanan ne de 16 saate varan mesailerle çalışan kadınlar açısından kolay geçti. Evde yeniden üretim gereksinimlerinin arttığını, evden çalışan kadınların ne de olsa evde olmaları üzerinden ev içi emek, çocuk ve yaşlı bakımı konusunda tepesine çöküldüğünü, uzaktan eğitim ile genç kadınların aileye bağımlılığının arttığını, çocukların evde olması sebebiyle kadınların işten ayrıldığını ya da ücretsiz izne ikna olmak zorunda bırakıldığını, kadınlar arasında parça başı, güvencesiz ve esnek çalışmanın arttığını tüm bunlara en küçük itirazın ev içi şiddet olarak kadınlara geri döndüğünü gördük. İşyerlerinde ise hiçbir pandemi önlemi alınmadan patronların daha çok kâr hırsıyla zenginliğine zenginlik kattığı dönemde kadınlar daha fazla tacize, baskıya ve mobbinge maruz kaldı. Kadınlar, işsizliğe ve evdeki dehşete dönmektense patronların ve amirlerin tacizlerine kâh sessiz kalarak kâh diğer kadınlarla kurdukları dayanışma ilişkileri ile itiraz ederek, erkeklere göre daha düşük ücretlerle ölümüne çalıştı.

Pandemi döneminde sermayeye sunulan cennet kadınlara katmerli olarak dayatılan cehennemle yetinmeyen siyasi iktidar, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla açıkça kadın düşmanlığını bir kez daha ilan etti. Kadınların binbir mücadele ile kazandığı ve uygulatmaya çalıştığı 6284 sayılı yasa, kayyum rektörün talebiyle Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine karşı kullanılabiliyor ya da CarrefourSa patronunun gücüyle kadın İK müdürü direnişçi işçiye karşı koruma kararını jet hızıyla aldırabiliyor. Yetmiyor. Dokuz kez koruma kararı aldıran her birinde devletin korumadığı ve neticesinde ölmemek için öldüren Çilem Doğan, Yargıtay kararı ile hapis cezası alıyor. Yetmiyor. İktidara yakın şiddet failleri cezasızlık ile ödüllendiriliyor. Tüm bunlardan cesaret bulan erkekler samuray kılıcı ile sokakta kadın avına çıkıyor ve muhtemelen iyi hal indirimiyle cezasının düşeceğinden eminler. Egemenlerin kadınlara mesajı açık: Ölümüne çalışacak, evde aileye, işte patrona ses etmeyeceksin, sokakta korkuyla yürüyeceksin!  

Böylesi bir tabloda kadınların ve LGBTİ+’ların kurtuluşunun yollarını hep birlikte arıyoruz. İşçi direnişçilerinde, kayyum rektörlere karşı mücadelede, doğayı talan eden 5’li çetenin karşısında en öndeki kadınlardan, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kararına karşı direnişlerden, ölmemek için öldüren kadınlardan ve elbette 25 Kasım ve 8 Mart’larda egemenlere karşı güç gösterisinin vücut bulduğu eylemlerimizden öğreniyoruz. Çoğu zaman aktüelle sınırlı tepkisellikleri örgütlü zeminlerde sürekli kılmanın yollarını arıyoruz. Egemenlere karşı tavizsiz direniş ve mücadele ile dayanışmamızı sendikalarda, mahallerde, üniversitelerde, işyerlerinde güçlendirmenin olanaklarını tartışıyor, tartışmakla kalmayıp güç biriktiriyoruz. Gece karanlıktan korkan tek bir kadın için kentleri ateşe vereceğimiz günlere hazırlanıyoruz. Bu 25 Kasım’da İstanbul Taksim’de tavizsiz duruşumuzu gösterecek, Türkiye’nin dört bir yanında alanlarda olacağız. Tüm kadınları sokaklarda isyanımızı büyütmeye çağırıyoruz.

Son Eklenenler