Cuma, Ekim 7, 2022

SPK başkanlığını vurgun için kullanmayı kim icat etti?

Mafya lideri Sedat Peker’in, Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun Sermaye Piyasası Kurulu(SPK) başkanı olduğu dönemde sermaye artırımı yapmak isteyen şirketlerden rüşvet aldığını iddia etmesiyle eski SPK Başkanı muhalif cenahta gündem oldu. Peker’in öne sürdüğü rüşvet sarmalında Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun kardeşi AKP vekili Zehra Taşkesenlioğlu, Cumhurbaşkanı danışmanı Serkan Taranoğlu, eski Kıyı Emniyet Müdürü Salih Orakçı gibi isimler de var. Bir mafya liderinin devlet içi kliklerde çatışma gereği konuşturulmasını, hâlihazırda kendisinin de içinde bulunduğu halktan çalıp çırpma pratiklerini açık etmesini elbette halkın çıkarına yaptığını düşünmüyoruz. Zira kendisi çeşitli triplerle öyle yansıtmaya çalışsa da Yılmaz Güney’in filmlerindeki mafya liderleri gibi halkı için halkı uğruna mücadele etmiyor.

Henüz kendi bağımsız, militan ve meşru siyasetini ortaya koyamayan işçi sınıfı dışında bu türden ilişki ağlarını yerle yeksan edebilecek bir siyasi güç de yok, bunu düzen muhalefetinden beklemek eşyanın tabiatına aykırı olurdu. Ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu o yüzden takipte olduğunu, seçimle geldiğinde bu ilişkileri ortaya döküp küçük yatırımcının zararını telafi edeceğini söyleyip geçiyor. Bizim açımızdan bu türden ifşalar emekçi sınıfların çıkarına bir rüzgara katkı sunduğu ölçüde kullanılabilir ve var olan siyasi krizde oluşan çatlaklardan emekçilerin taleplerinin sesi sızdırılabildiği ölçüde anlam içerir. O halde Sedat Peker’in ifşasına gerçek karakterini biz verelim.

1500 BİMEKS işçisini soyan Vedat Akgiray da eski SPK Başkanı. Kendisinin şirketlerden rüşvet aldığı ile ilgili bir duyumumuz yok ama yapmıştır. Bildiğimiz, BİMEKS şirketini borsada batırmak üzere kurduğudur. Yakın zamanda kaybettiğimiz Nasrullah Ayan hocanın bilanço raporlarını inceleyerek bizi aydınlattığı üzere BİMEKS şirketi aslında batık bir şirketken halka arz ediliyor. Vedat Akgiray’ın SPK Başkanlığı döneminde şaibeli biçimde hisse senedi fiyatları oynuyor. Borsa vurgunu sonrasında da 1500 işçinin hakkına çökülerek mağazalar kapanıyor. Taşkesenoğlu’nun siyasi ilişkilerini aratmayacak ilişkilere sahip Akgiray da. İhlas vurgunundan iyi tanıdığımız Arvasi tarikatından isimlerle “gönül” birliği var. Şirketin içini boşaltırken kimi mal varlıklarını Arvas soyadına sahip kişilere devrediyor. AKP İstanbul Büyükşehir ve Esenyurt Belediye Meclis üyesi Hamdullah Arvas ve AKP 27. Dönem Milletvekili Abdulahat Arvas gibi görünür siyasi figürlere sahip bir tarikattan bahsediyoruz. Akgiray, Süleyman Soylu ile yoldaşlığı baki Mustafa Selçuk’u da şirketi batırırken işlevlendiriyor. “Yabancı yatırım geliyor biraz daha bekleyin mağazalarda” diye işçilerin huzursuzluğunu dizginleyen esas figür kendisi. Şuan Süleyman Soylu’nun övmekten bitiremediği Polis Emekli Sandığı’nın (POLSAN) Genel Müdürü. Soygun pratiğine sonradan dâhil edilen Ahmet Akgiray Sanayi Bakanlığı’nın müjdelediği Türkiye Uzay Ajansı yönetiminde, ayrıca demokrasi havarisi TÜSİAD’ın think tanki olan Özyeğin Üniversitesi’nde akademisyen. Vedat Akgiray ise Boğaziçi Üniversitesi’nde Finans Profesörlüğü yaparak şatafatlı hayatına devam ediyor.

Bu tabloyu ilk defa anlatmıyoruz. 2 yıldır mücadele yürüten işçilerle birlikte bin bir zorlukla başa çıkarken bin kere yazdık, söyledik. Peki, 15 kere Boğaziçi Üniversitesi’nin kapısının önünde gözaltına alınan, haklarını aradıkları için haklarında dava açılan, bilanço raporları ile Vedat Akgiray hakkında suç duyurusunda bulunduklarında ellerine takipsizlik kararı verilen 1500 BİMEKS işçisinin hakkını kim teslim edecek? BİMEKS direnişçisi Dilek Aslan’ın sözü bir mafya liderinin ifşasından daha mı az kıymetli? Dilek ablamız da mı seçimi beklesin mesela? Zira Kılıçdaroğlu ile yüz yüze görüşecek kadar sesini duyurmayı başardı ama eline bir şey geçmedi. Düzen muhalefetinin sağından soluna figürler eğer Taşkesenoğlu ifşasına karşı aldıkları tutumlarda samimiyse buyursunlar 1500 BİMEKS işçisinin sorununu çözsünler. Zira üst perdeden konuştuklarında emekçi sınıflara gerçek, somut hiçbir vaatleri olmadığını işçiler biliyor, görüyor ve not ediyorlar. Bu vurgunların mağdurları açısından düzen muhalefeti ve saray arasında bir fark yoktur.

Son Eklenenler