Cuma, Ekim 7, 2022

Hâlâ barınamıyoruz, mücadele bitmedi

İlk yılını yakında dolduracak olan Barınamıyoruz Hareketi deneyimi, gençliğin somut talepler etrafında bir birleşmesinin imkânlarını ve eyleme istencini bizlere gösterdi. 2021 Eylül’ünde hareketin milyonlarda karşılık bulmasıyla birlikte muhalefetin ve iktidarın gözleri barınamıyoruz diyen gençlere çevrilmişti. Düzen muhalefeti, gençlerin barınma sorununu çözmek için geçici misafirhaneler açmış, iktidar da yurtlarda odalara ekstra yataklar atıp sorunu geçiştirmeye çalışmış, bir yandan da herhangi bir eylemlilikte olduğu gibi gözaltı ve saldırıyla fiilen işleyen hareketi dağıtmaya çalışmıştı. Ancak bu çabalar tabii ki yeterli olmadı, birçok KYK ve okul yurdunda yemeklerden ve odalardan böcek çıkması, niteliksiz yemekler verilmesi, sıcak veya temiz su akmaması, güvenlik eksikliği gibi birçok sorun ilk defa bu kadar görünür kılındı, bu sorunlara dair eylemler yapıldı ve kazanımlar elde edildi.

Korkuyorlar, gençliğin taleplerinin duyulmasından, görülmesinden, konuşulmasından korkuyorlar. Bu yüzdendir ki akademik yılın başlamasından tam bir ay öncesinde devlet, gençliğin gündeminden hiç düşmemiş olan barınma sorununun yeniden geniş kitlelerce konuşulmasını engellemek için bir dizi “önlem” alıyor.

Gençlik ve Spor Bakanı Murat Kurum yurtların şu anki durumundan bir gurur tablosu olarak söz edip ranza oranının yüzde 10’a düştüğünü, yurt kapasitesinin 800 bine çıkarıldığını iddia ediyor. Sözü geçen yurtlarda kalan arkadaşlarımızın ihbarlarını gördüğümüzde bakanın iddialarının sahteliği açığa kavuşuyor. Her gün birçok farklı KYK yurdundan arkadaşımız; odalarına fazladan yataklar konularak, yataklar ranzalara çevrilerek, çalışma masaları kaldırılarak ve zaten dar olan yaşam alanlarının daha da daraltılarak adeta bir koğuş ortamı yaratılıp “kapasite artışı” yapıldığını ihbar hattımıza iletiyor. Bir yandan da Erdoğan 105 yeni yurt binasının açılışını yapıyor. “Kapasite artışı”na dair gerçekler böyleyken 105 yeni yurt binası ve 800 binlik kapasitenin gerçekliği kuşku uyandırıyor, verilen bilgilerin doğru olduğunu kabul ettiğimizde bile 7 milyon 800 bin üniversite öğrencisi varken bu rakamlar yine bir umut vaat etmiyor. Gençlik ve Spor Bakanı Kurum’un son yaptığı açıklamada “Yurt ücretleri konusunda hiçbir spekülasyona itibar edilmemesini” vurgulamış, ancak bakanın unuttuğu bir şey var, o da gençliğin ücretler hakkında spekülasyona ihtiyaç duymadığı. Çünkü biliyoruz ki aldığımız kredi/burslar ile yurt ücretlerini ödediğimizde geriye 50 TL’den fazla bir para kalmayacak ve verdikleri kişi sayısı ile övündüğü burs, hiçbir ihtiyacımızı karşılamamıza yetmeyecek.

Devletin barınma sorununun gündeme gelmesine dair aldığı bir diğer önlem de 11 Ağustos’ta valiliklere gönderilen “Üniversitelerde Güvenlik ve Barınma Tedbirleri Genelgesi” oldu. Genelge içeriğinde barınma imkânlarının arttırılması, yurt, pansiyon ve apartlarda fahiş fiyatlara müdahale edilmesi, terör örgütleri ile ‘iltisaklı’ olduğu değerlendirilen öğrenci kulüpleri ve kadın platformları gibi ‘illegal’ yapılanmalara dair önlemler alınması gibi ‘tedbir’lerden söz ediliyor. Aynı zamanda “başta barınma konusu olmak üzere sosyal medya üzerinden yapılacak dezenformasyon içerikli provokatif paylaşımlara karşı teyakkuzda olunarak suç unsuru teşkil eden paylaşımları yapanlar hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve önleyici tedbirler alınması” öngörülüyor.

Genelgede barınma sorununa dair bu hedeflerin nasıl gerçekleştirileceğine dair hiçbir detayın ve somutluğun yer almamasının yanında bu sorunu bir genelgeyle çözeceğini düşünen İçişleri Bakanlığı, soruna dair yapılacak paylaşımları provokatif olarak değerlendirip suç teşkil ettiğine karar vermiş, klavyede rastgele harflere basarak uydurduğu örgütlerle iltisaklı olduğunu tespit ettiği okul topluluklarının da faaliyetlerini engelleyecekmiş. Devletin sunmadığı hizmetler yüzünden öğrencileri gitmeye mecbur bıraktığı ve siyasetçilerin kirli ilişkilerle çıkar sağladığı tarikat yurtlarında intihara sürüklenen Enes Kara ve katledilen Mehmet Sami Tuğrul gibi gençler yaşasın diye hiçbir şey yapmayanlar; bu gençlik insanca yaşasın, yaşamak istesin diye bir neslin sesi olmaya çalışan hareketi tehdit ediyor.

Barınamıyoruz Hareketi olarak bir gençliğin tehdit edildiği genelgeye verdiğimiz cevabı buradan da verelim: Boş yapma, yurt yap! Barınma hakkı için mücadele etmeyi, öğrencilere sunulan rezil yurt koşullarını teşhir etmeyi kriminalize etmenize izin vermeyeceğiz. Bizi mahkûm etmeye çalıştığınız berbat şartları kamuoyuyla, birbirimizle paylaşmaya ve insanca barınmak için mücadele etmeye devam edeceğiz. Barınamayanlar, borçlular, burssuzlar… Bizi, kulağınızı tıkasanız görecek, gözünüzü kapatsanız duyacaksınız.

Son Eklenenler