Çarşamba, Temmuz 6, 2022

Futbol sezonu nihayet bitti

Aslında 21-22 futbol sezonu biteli çok oldu. Hatta 22-23 sezonu başlamak üzere. Ancak geçen sezonun değerlendirme yazımız geciktikçe gecikti. Futbolda işler o kadar keyifsiz ki doğrusu yazıyı yazmaya bir türlü elimiz gitmedi. Oysa yıllar sonra gelen Trabzonspor şampiyonluğu futbolumuz için bir umut ışığı hatta değişimin başlangıcı olarak da görülebilirdi. Trabzonsporluluğu ile de bilinen kıymetli müzisyen Kazım Koyuncu şöyle söylemişti:

‘‘Trabzonspor’u tutmak sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi bir davranış değildir. Benim için Trabzonspor, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı. Öyle bir kahramandı ki statükoyu bile devirmişti.’’

Son söyleneceği baştan söyleyelim: Maalesef ki Trabzonspor’un bu seneki şampiyonluğunun Kazım Koyuncu’nun yukarıdaki sözleriyle bağlantısını kurmak zor. Her ne kadar kadro yapılanması ve bütçe disiplini konusunda olumlu sinyaller verilmiş olsa da şampiyonluk maçında Şenol Güneş Stadyumu’nun tribünlerinde adeta bir bakanlar kurulu toplantısı vardı. Elbette burada siyasetçilerin mutluluk fotoğrafının içine girmek ve ortaya çıkan başarıdan siyasi yarar sağlamak için kurdukları baskıyı tahmin etmek güç değil. Trabzonspor yönetimi istemese bile böyle bir baskının altında kalmış da olabilir. Diğer yandan damat bakan döneminden gelen örtülü ödenekten aktarılan destek tartışmalarını da unutmamalıyız. Bizde âdettendir şampiyon olan takımlar hemen ertesi sezon pahalı transferler ve dağılan bütçe disiplini ile batma noktasına gelirler. Trabzonspor’un gidişatını önümüzdeki sezon belirleyecek. Kulübün çevresinde öbeklenen çeşitli çıkar beklentileri içindeki kalabalıktan gidişatı öngörebilirsiniz.

Trabzon’da meydana gelen istisna bir yana diğer takımlar bildiğiniz gibi. 19 takım sezonu 24 teknik direktör değişikliği ile tamamladı. Ne topun oyunda kalma süresi ne de oynanan oyunun kalitesi izleyenleri tatmin etti. Elbette bu teknik direktör girdabının ekonomik sonuçları da oluyor. Süper Lig kulüplerinin toplam borcunun 25 milyar lirayı aştığı söyleniyor. Kulüplerin çoğunluğunun bankalar birliği anlaşmasıyla elleri kolları bağlanmış durumda. Çarpık ekonominin çarpık kentleşmeye sebep olması gibi lig de çarpıklaşıyor. Para akışına paralel olarak takımlar da tek şehirde toplanıyor. Önümüzdeki sezon Süper Lig’de mücadele edecek 19 takımdan 8 tanesi İstanbul’dan. Bu nedenle Süper Lig’deki İstanbul takımları, gelecek sezon 36 maçın 25’ini İstanbul’da oynarken,  yalnızca 11 maç için şehir dışına çıkacaklar. Adil rekabete önemli bir gölge daha düştüğü çok açık.

Sezon boyunca tartışmalı hakem kararlarını, hakemler hakkında alınan tartışmalı kararlar takip etmişti. Üstüne bir de yayın ihalesinde yaşanan uyuşmazlıklar sonucu, tepeden atandığı bilinen Federasyon Başkanı Nihat Özdemir atamayı yapanlara ters düşerek istifa etmek zorunda kaldı. Maçların yayın hakkının Federasyonun açtığı ve sonuçlanan ihaleye göre eski yayıncı kuruluşa verilmemesi gerekiyordu ama verildi ve bu da Özdemir’in istifasına neden oldu. Tek adayla yapılan yeni başkan seçiminde ise yine yukarıdan atanan birinin seçilmesi tiyatrosunu izledik. Yeni yönetimin de eskisinden farkı olmadığını söylemek için gelişmeleri beklemek gerekmiyor. Yeni yönetimin belirlenmesinin ardından kurulların istifa etmesi istendi ve onlar da ettiler. Bu arada yeni yönetimin ayağının tozuyla ilk icraatı, önceden alınan kararlara göre bu yıl sahada 7 yabancı oyuncuya karşılık 4 yerli oyuncu oynatma zorunluluğunu kaldırması oldu. Yani kulüplerin arzusu üzerine, eskisi gibi 8+3 kuralı uygulanmaya devam edilecek. Böylece “devlette devamlılık” olmadığını görmüş olduk.

Federasyon yönetimi iş adamları ve eski bürokratlardan oluşuyor. Oyunun en önemli bileşenleri olan futbolcular ve taraftarlar örgütsüzlükleri yüzünden ne kulüplerde, ne de futbol yapılanmasının yönetim kademelerinde temsil ediliyorlar. Hangi beyaz sayfa açılırsa açılsın futbolun gerçek değerini üreten bu kesimler hak ettikleri yerlerde olmadıkları sürece işler iyiye gitmeyecek. Sarayın talimatı ile görev başına gelen bu iş adamı takımı olsa olsa adaletsizliği ve gösterişi körükleyecek, futbolu “güzel oyun” olmaktan biraz daha uzaklaştırarak, toplumun sahibiymiş gibi hareket eden bir avuç kişinin hırs ve arzusuna göre yönetecektir.

Son Eklenenler