Salı, Temmuz 5, 2022

Masis Kürkçügil ile Ermenistan’daki siyasi kriz üzerine söyleşi

25 Şubat tarihinden itibaren Ermenistan’da bir siyasal kriz yaşanıyor. Olayları daha iyi anlamlandırabilmek ve gelişmeleri değerlendirmek için Masis Kürkçügil’le kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bir süredir Başbakan Nikol Paşinyan’a karşı Karabağ Savaşı sonrası imzalanan anlaşmadan dolayı kimi gösteriler düzenleniyordu, fakat üst düzey generallerin 25 Şubat’ta yaptığı deklarasyon bu siyasi gerilimin boyutunu değiştirdi. Başbakan genel kurmay başkanını görevden alan bir kararname hazırladı ama bunu da cumhurbaşkanı imzalamıyor. Siz bu gerilim ve siyasi çıkmazı ve taraflarını Paşinyan’ın 2018’deki iktidara gelişinin arkasında da bir kitle seferberliği olduğu düşünülünce nasıl değerlendiriyorsunuz? Karabağ sorununun gelinen noktadaki rolü sizce nedir, yoksa öncesindeki siyasal çekişmelerin birikimi daha mı önemlidir?

Karabağ meselesi her iki toplum için de bir “milli mesele” olduğundan elbette Paşinyan’ın konumunu kırılganlaştırdı. Ancak 2018 seçimlerindeki siyasal deprem Ermenistan siyaseti açısından çok daha anlamlıdır. Kemikleşmiş ve kokuşmuş oligarkların egemenliğinde yoksulluğun girdabındaki bir topluma umut aşılayan Paşinyan’ın önderlik ettiği koalisyonun 10 yıldır iktidarda olan ve iktidarını bir takım ayak oyunlarıyla sürekli kılmaya çalışan Cumhuriyetçi Parti’yi alt etmesi önemliydi. Eski rejim taraftarları seçimde ağır bir yenilgi alsa da ordu içinde ağırlıkları devam etti.

Karabağ yenilgisi hoşnutsuzlar ve eski rejim taraftarları için bir vesile oldu. Paşinyan’ın istifa etmesi dışında bir çözüm önerileri yok. Erken seçim silahı muhalefetin değil Paşinyan’ın elinde. Olaylar başlar başlamaz Paşinyan bir erken seçim için görüşmeye hazır olduğunu belirtti. Geçtiğimiz seçimlerde yüzde 70 almışken yapılacak bir seçimde bir miktar gerilese bile muhalefet birleşse de bir seçenek oluşturması çok güç. 

Levon Ter-Petrosyan’ın 98’deki istifasından beri Ermenistan siyasetine “Karabağ Çetesinin” hakim olduğu ifade ediliyor. Bunlar kimdir ve nasıl bir ekonomik-toplumsal desteğe dayanmaktadırlar. Bu hizbin Rusya desteğine mazhar olduğu ifade ediliyor. Rusya’nın güncel Ermenistan siyasi üzerindeki etkisini değerlendirir misiniz?

SSCB’nin yıkılmasından sonra ortaya çıkan ülkelerde oligarklara dayanan otoriter rejimler kuruldu. Azerbaycan’ın 50 yıldır Aliyev ailesinin yönetiminde olduğunu göz önüne alırsak ne tür rejimlerin hüküm sürdüğü daha iyi anlaşılabilir. Demokrasinin esamesinin okunmadığı, sendikaların, yurttaş hareketlerinin alabildiğine cılız ve deneyimsiz, ifade özgürlüğünün sınırlı olduğu toplumlar bunlar. Ermenistan’da SSCB’nin son döneminde başlayan halk hareketi biraz farklı bir yörünge izlese de sonunda aynı akıbete uğradı. Petrosyan’ı elimine eden güçler yirmi yıl Ermenistan siyasetine ambargo koydu. Bir yandan Karabağ etrafından milliyetçi bir söylem tutturulurken bir yandan da ülke yolsuzluk batağındaydı. Oligarkların egemenliğinde ülke hem doğum oranlarının düşmesi hem de ekmeğini kazanmak için başka ülkelere gidenlerden ötürü ciddi nüfus kaybı yaşandı. Ermenistan’ın herhangi bir yeraltı zenginliği olmadığı gibi iki büyük komşusu Türkiye ve Azerbaycan ile sınırları da kapalı.

Rus ordusu Ermenistan’da üs sahibi ve Türkiye sınırında da Rus askerleri konuşlanmış durumda. Silahlanma açısından tamamıyla Rusya’ya bağımlı. Öte yandan Ermeni oligarklar da bir anlamda Rusya’dakilerin uzantısı. Önceki rejim (Cumhuriyetçi Parti muhafazakârdır) Rusya ile daha sıcak ilişkiler içinde iken Paşinyan’ın hareketi liberal ve Avrupa eğilimli. Karabağ savaşının da gösterdiği üzere Rusya Ermenistan’ın güvencesi. Paşinyan’dan hoşlanmamakla birlikte arkasında ciddi bir seçmen desteği olduğu için Rusya’nın açık bir darbeye yol vermesi zor.

Türkiye darbe girişimi olarak nitelediği olayları sert bir biçimde kınadı. Sizce bu Nikol Paşinyan’a dönük destek sadece Karabağ Savaşı sonrası varılan anlaşmanın muhafazası için midir, yoksa olası iktidar alternatifini mi Türkiye kendi çıkarları açısından daha sıkıntılı bulmaktadır? Anlaşma sırasında Nahçıvan’ı dolayısıyla Türkiye’yi Azerbaycan’a bağlayacak bir güzergahtan da bahsedildi, Türkiye’nin bu bölgedeki rolü, Rusya’nın etkinliği de düşünülecek olursa, ne olabilir?

Yapılan anlaşmanın nasıl yürürlüğe sokulacağı açık değil. Şimdilik bölgeye Rus askerinin yerleşmesinin dışında somut bir gelişme söz konusu değil. Türkiye’nin aslında bir Ermenistan politikası olduğu pek söylenemez. Zaten ilişki de yok. Darbeye karşı çıkışın aksi düşünülemez hele hele olmadık darbelere maruz kaldığını iddia eden birilerinin çıkıp da askeri bir darbeyi desteklemesi garip olurdu. Paşinyan’a bir alternatiften söz edilecekse bu eski rejimin kalıntısı olabilir ancak. Karabağ yenilgisini bahane ederek darbe yaptıktan sonra gelecek bir yönetimin yapabileceklerinin hayırlı olmasını da beklememek gerek.

Yukarı Karabağ’ı Ermenistan’a ve Nahçıvan’ı Azerbaycan’a bağlayacak bir koridordan söz edildi. Ama bunların güzergâhı hakkında bir netlik yok. Nahçıvan’a eğer bir kara koridoru açılırsa bu Ermenistan’ın İran sınırının kapatılması demektir. Her iki koridorun Rus askerlerinin denetiminde olacağı düşünülürse bu mesele de onların bileceği bir iş haline gelebilir. Zaten Karabağ savaşının gizli galibi, SSCB’nin yıkılışında buradan uzaklaşmış olan, tarafların daveti ile hakem olarak bölgeye yerleşen Rusya’dır.

Bir millet iki devlet formülasyonu hamasetten öteye gitmez. Türkiye Bakü’ye bedavaya silah vermedi, tıpkı İsrail gibi. Hidrokarbür ulaşımı açısından ortak çıkarlar var. Ancak bölgesel nüfuz açısından Rusya’nın kırmızı çizgilerini Türkiye’nin aşmayı denemesi beklenmemelidir. Bitirirken, Karabağ savaşı sırasında her iki toplumdan milliyetçilik ve militarizme karşı seslerin cılız da olsa yükseldiğini eklemek gerekir.

Son Eklenenler