Cuma, Aralık 3, 2021

İbrahim Kaypakkaya’yı anıyoruz

Bugün 18 Mayıs, komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın Diyarbakır Cezaevi’nde işkence edilerek katledilişinin 48.yıl dönümü.

Kaypakkaya, 1948’de Çorum’da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Devrimci düşünceyle çok erken yaşta tanıştı, İstanbul Üniversitesi’nde öğrenciyken ‘68 devrimci gençliğin anti-emperyalist mücadelesi saflarına katıldı. TİP üyesiydi ve Çapa FKF kurucuları arasında yer aldı. ABD’nin 6.Filosu’na karşı bildiri yayımladığı gerekçesiyle okuldan atıldı.

Bu dönem TİP içinde yaşanan ayrılıklarda Milli Demokratik Devrim tezini savundu. İşçi-Köylü gazetesi, Aydınlık, Sosyalist Dergi ve Türk Solu gibi yayınlarda devrimci fikirlerini yazdı. Köylülerin toprak işgallerine ve fabrika işçilerinin eylemlerine destek verdi. Yoldaşlarıyla birlikte 1972’de Türkiye Komünist Partisi -Marksist Leninist(TKP-ML) örgütünü ve örgütün silahlı birliği Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu(TİKKO)’nu kurdu. Özellikle Malatya, Dersim, Antep ve Elazığ civarında örgütlenme yapan TKP-ML’nin aynı zamanda ideolojik önderliğini de yaptı.

24 Ocak 1973’te Dersim’de jandarma kuşatmasıyla çıkan çatışmada yoldaşı Ali Haydar Yıldız katledildi, diğer yoldaşlarıyla birlikte yaralı bir şekilde kurtulmayı başardı. Birkaç gün sonra bir ihbar üzerine yakalanarak, yaralı olmasına rağmen kilometrelerce yürütüldü, ayakları donmuş halde Diyarbakır’a getirildi. Donmuş parmakları itirazlarına rağmen kesildi. Günlerce süren sorgusunda örgütü ve yoldaşlarıyla ilgili tek kelime etmediği için çok ağır işkenceler gördü ve öldürüldü. Ailesine intihar ettiği söylenerek parçalanmış bedeni teslim edildi.

Aradan neredeyse yarım asır geçmesine rağmen İbrahim Kaypakkaya’nın çelik gibi iradesi egemenlere bugün hala korku salıyor. Faşizmin işkencehanelerinde ser verip sır vermeyen İbrahim’in devrimci fikirlerinin yoksul köylü ve emekçiler arasında bir hayalet gibi dolaşması, gençliğin özgürlük mücadelesine ışık tutması ve devrimci pratiklerle kendini yeniden var etmesi ödlerini koparıyor. Bu yüzdendir ki bugün İbrahim’i anmak, yazılarını okumak, fotoğrafını taşımak bile yasaktır.  Ancak ne yasaklar ne gözaltılar ne de hapis cezaları O’nu anmamızı engelleyebilir, mücadelesini anlama ve aktarma çabasından bizleri vazgeçirebilir. İbrahim ve yoldaşlarını saygıyla anıyoruz.

Son Eklenenler