Salı, Eylül 27, 2022

”Gücünü Kat Hareketi Yarat” Konferansı gerçekleşti

Umut Sen’in #GücünüKatHareketiYarat konferansı coşkulu bir katılım, canlı bir tartışmaya sahne oldu. Güçlü bir proleter hareketinin inşasının olanak ve zorluklarının ortaya konduğu etkinlikte madenci önderleri Ali Faik İnter ve Tahir Çetin’in mücadeleye adanmışlıkları selamlandı. Konferansın içeriğine dair Umut-Sen’de aşağıdaki metin yayınlandı.

28 Ekim tarihinde duyurusunu yaptığımız ve 1 ay süredir fikri, politik, görsel, lojistik süreçleri için emek ettiğimiz “Gücünü kat, hareketi yarat!” başlıklı konferansımız 28 Kasım tarihinde Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Çağırımızın muradını sınıfsal, sendikal, siyasal bir odağı yurt çapında aşkla, emekle, bedelle, ömürle inşa etmek, soyut bir devrimi beklemek değil, proleter kesimleri devrime hazırlanmak için cesaretlendirmek ve de bizzat hazırlanmak olarak özetlediğimiz konferansa çağrı yazımızdostlarımızın, işçi kardeşlerimizin ve yüzünü işçi sınıfına dönerek bir politik tavır geliştirmenin gerekliliğine inananlar tarafından karşılık bulmuş olmalı ki 500 kişilik salonu 600’ü aşkın kişi, yürek, yumruk doldurduk.

Aramızda bulunamayan dostlarımız için konferansımızı Youtube sayfamızdan canlı olarak yayınladık.

Corona koşullarını dikkate alarak hazırlandığımız bu konferansın bültenini daha önce sosyal medya hesaplarımızda paylaşmıştık. Konferans akışından da anlaşılabileceği gibi daha önce ki “Reddet, diren, örgütlen” veya “işçiler sendikaları yönetebilir, Türkiye’yi de” gibi kürsüyü işçilere bıraktığımız etkinliklerimizden farklı olarak bu kez hem perspektifimizi anlatmak hem de maddi koşullarımıza dair bir durum tespiti yapabilmek amacıyla bir dizi sunuş gerçekleştirdik.

Sultan Eylem Keleş’in ”Adanmışlıkla organize oluyoruz ve kökleşiyoruz. Bugün önümüzde duran en acil görev olarak sınıf siyasetini militan meşru kitlesel bağımsız bir çizgi ve güç haline getirmek için gücümüzü birleştiriyoruz. Çağrımız sınıfsal sendikal siyasal bir odağı yurt çapında aşkla, bedelle, emekle ömürle inşa etmeye dedik.” sözleriyle konferansımız başladı.

İşçi sınıfının önderleri, işçilerle öğrenip onlarla devrimci bir siyasal tavrı geliştirmenin mümkünlüğü açısından gerçek birer örnek olan, Soma katliamı sonrası devlet ve patron tarafından haklarını çökülen binlerce maden işçisinin haklarını almak için hayatlarını ortaya koyan ve bu mücadele sırasında kaybettiğimiz yiğit yoldaşlarımız Tahir Çetin ve Ali Faik İnter’e ithaf ettiğimiz konferansımız işçi sınıfı mücadelesinde ve iş cinayetlerinde kaybettiğimiz dostlarımız için saygı duruşu ile devam etti.

Emre Ergüven’in “patronlar zenginleşirken biz fakirleşiyoruz” başlıklı sunuşuyla devam ettiğimiz konferansta sunuşunun finalini “Geçinemiyoruz, borçlanıyoruz ve sermayeden alacağımız var. Durup dururken vermeyecekler; örgütlü mücadeleden başka bir yol yok. Bunu da hep beraber yapacağız” sözleriyle yapan Ergüven sözü Eylem Can’a bıraktı.

“Çalışıp ölürken yaşayanlar için mücadele etmek” sunumuyla sözü alan Eylem Can “Davutpaşa’da ölen işçiler için dava açılması için dahi 35 hafta nöbet tutmamız gerekti.” sözleriyle sunumuna başladı. İş cinayetlerinde ölen işçilerin sayısını paylaşan Can “Yıllar içinde 11.445 işçi öldü. Bunlar öğrenebildiklerimiz. Öğrenemediklerimizi varın siz düşünün. AKP iktidarında ölen işçi sayısı ise 28.000.” dedi.

Umut-Sen bünyesinde bir göçmenler sendikası kurma girişiminin aciliyetinin anlatıldığı ve göçmen işçilerin yaşadığı sömürünün boyutunu anlatan Burcu Arıkan “Türkiye işçi sınıfının bir parçası göçmen işçilerle ortak mücadele” başlıklı sunumunda sadece 2021 yılında 965 kişinin akdenizde öldüğünü söyledi. Ayrıca 26.4 milyon insan bu sene itibariyle göçmenleşmiş durumda olduğunu aktaran Arıkan “göçmen işçi sendikası girişimi en temelde yerli işçi ile göçmen işçinin mücadelesini ortaklaştırmayı, göçmen işçilerin emek sömürüsü karşısında güçlendirilmesini hedefliyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Selin Arabacı, ”Emeğin ve devrimin ekolojisi” sunuşuyla sermaye gruplarının ekoloji krizindeki payını verilerle de ortaya koyarak, sermaye sınıfının ekoloji krizinin yükünü üstlenmek bir yana ‘sürdürülebilirlik’ adı altında bu krizden kar elde ettiğini vurguladı. Bekleyen sel ve yangın felaketleri için politik bir hattın kritik olduğu da vurgulanarak toplumsal düzeyde dayanışma ve örgütlenmeyi sağlamak üzere Umut-Sen Ekoloji Kolektifi’nin aldığı sorumluluğu vurguladı.

M. Görkem Doğan, ”Sendikal hareketin bitmeyen gerilemesi” sunuşunda 90’lar boyunca neoliberal politikalar karşısında yalnızca kendi iş kollarındaki işçiler için çalışma yapan sendikaların taşeron çalışma biçimi yaygınlaşırkenki sessizliğini, Anadolu’da oluşturulan küresel fabrikayı örgütlemek için tüm olanaklarımızı buralardaki işçi hareketlerine akıttığımızı, akıtmaya ve oraları güçlendirmek için fedakarlıkla çalışmaya devam edeceğimizi vurguladı.

Emel Karadeniz, ”Anadolu’daki küresel fabrikayı örgütlemek” başlıklı sunuşunda Anadolu’daki küresel fabrika derken bir soyutlamadan bahsetmediğimizi belirterek, patronların emek gücünün en ucuz olduğu yerlerde üretimin her aşamasını farklı farklı sahalarda yapmaya dair hayallerinin gerçek olduğunu belirtti. ”Kapitalizm tarihin sonunu getirdi, proleterya ortadan kalkmıştır” gibi safsataların yaygın kullanıldığını, fakat üretim sanayiinin ortadan kalktığını veya yaşamak için emek gücünü satmak zorunda olan insanların ortadan kalktığını kimse söyleyemez dedi. İşçi sınıfını aşağı gören, kendi kişisel çıkarları için yaşayan solcuların mücadeleyi duymadığını, bilmediğini mücadelenin olduğu yerlere de bir kez olsun gitmediğini söyleyerek, bu pratikle kurulan sözlerin bir değeri olmadığını vurguladı. Fiili, meşru, militan bir çizgi ile mücadelemizi sürdürdüğümüzü, Avrupa merkezci bakış açısı değil, statükocu değil buranın yaşayan hareketin mücadelesini verdiğimizi ve vereceğimizin altını çizdi. Taşeronu bu topraklardan kazımaya, göçmen işçilerle bir araya gelmeye, tüm alanlarda; hizmet sektörü, OSB, tarla fark etmez emekçinin olduğu her yerde Umut-Sen fikrini inşa edeceğiz, devrimci bir ufukla ve çizgiyle en zor olana talibiz dedi. Sınıfı coğrafyalarına yerleşip kaderlerimizle sınıfsal toplumsal kurtuluşun kaderini birleştirmeye talibiz, bireyciliğin karşısına dayanışmayı, burjuvanın karşısına proletaryanın gücünü koyacağız diyerek mücadele programımızın çerçevesini çizdi. Kendi öz gücümüzle; kurduğumuz sendikalar, komite ve konseylerde örgütlenelim, ayak bağlarımızdan kurtulalım, sınıfa hayatımızla, gelecek tercihimizle sınıf coğrafyalarına yerleşip kaderlerimizi siyasal, toplumsal kurtuluş arayışlarımızı birleştirip birlikte yol yürüyelim diyerek mücadele ve örgütlenme çağrısını vurguladı.

Konferansımız serbest kürsü bölümünde CarrefourSA direnişçisi Esme Polat, Adkoturk Direnişçisi Nesrin Öztürk, Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, Birleşik Metal-İş Gebze 1 Nolu Şube Başkanı Selçuk Çiftçi, Atık kağıt işçisi Aydın Simaklı, Hakan Plastik Direnişçisi Mustafa Öztürk, Uzel Direnişçisi Suat Bektaş, Bimeks Direnişçisi Dilek Arslan, Emekliler Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Mahinur Şahbaz, Av. Berrin Demir, Soma Kömür İşletmeleri Tazminat Mağduru Çetin Erkalkan, Bağımsız Maden-İş Disiplin Kurulu Üyesi Öncü Çetin, Esenyurt CarrefourSA depo işçileri, Murat Polat ve DGD-Sen Genel Başkanı Neslihan Acar, EYT Gebze Şube Başkanı Nuh Erdoğan, NeoTrend Direnişçisi Mehmet Bilal konuştu. Ve süreden kaynaklı söz veremediğimiz çokça dostumuz oldu. Serbest kürsüden sonra divan, konferasımızın özetini yaparak konferans sonuç metnimizin bir hafta içinde kamuoyu ile paylaşılacağını duyurdu.

Son Eklenenler