Perşembe, Eylül 23, 2021

Bir Filistin vardı, bir Filistin gene var!

Filistin’in süreklilik arz eden işgal/sıcak çatışma durumu, örgütlenme pratiklerini de süreklilik arz eden bir konuma koyuyor. 23 Temmuz 2017’de kurulmuş olup aktif faaliyet alanı 24 Nisan 2021 İsrailli yerleşimcilerin Sheikh Jarrah işgali ile başlayan “Filistin Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası” ( El-Ghourfet El-Moushtareke L-Fisail El-Mouqawamat El-Filastiniyye) 12 farklı direniş gücünü ihtiva eden ve Filistin savunmasında İslamcı, Ulusalcı, Marksist örgütlerin ve örgüt cephelerinin bulunduğu, ortak hareket edileceği şiarıyla yola çıkmış bir yapılanma. Yıllar önceki FKÖ gibi bir çatı örgütü olmasının yanında, FKÖ örgütlenmesinden farklı olarak El-Fetih ve El-Fetih’in temsil ettiği Filistin Hükümeti’ne mesafeli duruyor.

24 Nisan 2021 itibariyle başlayan direniş süreci, Operasyon Odası’nın güçlü teçhizatları, halk kararlılığı ve yılların getirdiği direniş öğretisi, mücadele öfkesi vesilesiyle İsrail Devleti’ne geri adım attırdı. Şunu belirtmekte de fayda var, Ortak Operasyon Odası’na El Fetih’in bazı alt örgütlenmelerinin de dahil olmasına rağmen çatışmalar süresince El Fetih’in hem teçhizat ve hem de siyasi duruş olarak, Ortak Operasyon Odası’na diğer örgüt bileşenlerine göre daha az destek verdiği biliniyor. Bu durum Filistin Hükümeti’ne gösterilen tepkiyi daha da artırıyor.

Sheikh Jarrah’la başlayıp aslında sürekli olarak devam eden çatışmaların yine devamı biçiminde harlanarak ilerleyen bu hali, kısa zamanda Gazze’ye de ulaştı. Bütün ülkede bir seferberlik olurken İsrail Hükümeti, Filistin Direniş Örgütleri Ortak Operasyon Odası’nın haftalarca süren roket, füze misillemelerine bu ölçüde karşılık verecek ve zayiat yaratacak kuvvette olduğu beklentisinde değilken İsrail basını “Filistin Örgütlerinde değişen bir şeyler var” yorumunda bulundu. Filistin direniş örgütlerinde değişen şey kendi imha araçlarını üretme kapasitesine ulaşmış olmaları, belli başlı Ortadoğu devletlerinin büyük desteği ve elbette ki biriken öfkeleri idi.

İsrail haftalar süren çatışmalar ertesinde ateşkes talebiyle geldi ve bu durum Filistin direniş tarihinde tek bir geri adım atmadan ve barış görüşmeleri talebinin Filistin tarafından sunulmadığı bir ilk olarak tarihe geçti. 21 Mayıs 2021 tarihinde ateşkes taraflarca uygulamaya konuldu.

Direniş sürecinde Filistin Seçimleri

Sheik Jarrah ile başlayan ve neredeyse Üçüncü İntifada adını alacak kapasiteye ulaşan mücadele sürecinde, 2006’dan beri bölgedeki hâkimiyetini devretmemek adına seçimleri erteleyen, bunun için gerekli anayasal düzenlemeleri yapan FKÖ, parlamentoda karşıt çoğunluğu oluşturan Değişim ve Reform Partisi (İslami Direniş Hareketi, Hamas) ve diğer partilerin (Bağımsız Filistin, Üçüncü Yol, Şehit Ebu Ali Mustafa (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi), Alternatif(Demokratik Filistin Kurtuluş Cephesi, Filistin Halk Partisi, Filistin Demokratik Birliği, Bağımsızlar) gibi yapı ve partiler) itirazına maruz kaldılar. Son seçimin üzerinden 15 sene geçtikten sonra nihayet 22 Mayıs 2021’de yapılması planlanan Filistin genel seçimleri, Filistin Hükümeti, Filistin Özerk Yönetim ve FKÖ başkanı Mahmud Abbas tarafından tekrar ertelendi. Her daim halkın mücadele kırıcılığını üstlenen, bölgede İsrail ve ABD’den yana politika yürüten FKÖ ve Mahmud Abbas, kazanamayacağı endişesi içinde olduğu için seçimleri erteleme yoluna gitti. Bölgede 1988 Oslo Barış Antlaşması ile kırılmaya uğrayan Filistin direnişi, halkın çoğunluğunun da benimsediği gibi yüzünü ikili devlet çözümünü kabul etmememe zemininde birleşen örgütlere çevirmişti. Ancak Mahmud Abbas, Sheikh Jarrah ile başlayan karmaşa nedeniyle, İsrail Hükümeti’nin -FKÖ ile danışıklı dövüş içinde- seçimlere Doğu Kudüs’ün katılımını garanti edemeyeceğini belirtmesi üzerine seçimleri ertelediğini açıkladı. Filistin Direniş Örgütleri Ortak Operasyon Odası bileşenleri bu duruma tepki gösterdiler. En büyük tepki de parlamentoda çoğunluğu oluşturan Hamas’tan geldi. Lakin hâlihazırda Filistin Hükümeti tarafından yeni seçim tarihine dair bir açıklama yok.

Bir başka seçim krizi iklimi İsrail’de

Süreç içinde İsrail de bir siyasi kriz ikliminden geçmekteydi. 1977’den itibaren hükümette olan merkez sağ Likud Partisi, 1992-1996 yılları arasında koltuğu kısa süre kaptırmış ancak daha sonra Benjamin Netanyahu’nun başkanlığa seçilmesiyle tekrardan iktidara gelmişti. Son 12 yıldır başbakanlık koltuğunda oturan Netanyahu, yapılan erken seçim tablolarında kaybeden bir grafik çiziyordu.

120 sandalyeli İsrail Meclisi (Knesset)’ni girebilmek için partilerin yüzde 3,25 seçim barajını aşması gerekmektedir. İsrail Merkez Seçim Komisyonu’nun verilerine göre, seçimlere 38 parti girmiştir. Seçim yasaları, en az iki partinin katılımıyla koalisyon hükümeti kurulabiliyor olması, halkın merkez sağa olan tepkisi ve partilerin aynı siyasi yelpazede olmalarına rağmen koalisyona yanaşmaması nedeniyle İsrail’de hükümet kurulması bir krize dönüştü.

Neticede, merkez sağın “İsrail Devleti tektir, Filistin ortadan kaldırılmalıdır” fikirlerinin aksine ikili devletli çözümü savunan daha ılımlı tabir edebileceğimiz Yeş Atid Partisi ile yine ılımlı-sağ Yamina Partisi koalisyon için anlaşarak, Netanyahu’nun başbakanlığına son verdiler. Koalisyon’un 2023’e dek başbakanlık görevini Yamina Partisi lideri Naftali Bennet üstlendi. 2023 itibariyle de Yeş Atid Partisi lideri Yair Lapid koltuğa oturacak.

Peki, ama bu değişen merkez sağ Netanyahu hükümetinin yerini alan “ılımlı” sağcı Bennet-Lapid hükümetinin Filistin açısından değerlendirmesi nedir?

İkili devlet çözümünü savunan bu koalisyonun daha yumuşak bir Filistin politikası yürüteceği düşünülüyordu. Lakin süreç hiç öyle işlemiyor. Ateşkes yürürlüğe sokulduktan sonra da, İsrail Hükümeti değiştikten hemen sonra da, belli bölgelerdeki İsrailli yerleşimcilerin bölgeyi boşaltacakları iddiaları asılsız kaldı. Yeni başbakan Naftali Bennett yerleşim projesini destekliyor ve kendisine Knesset başkanlığı yapmış olan, önceden Likud Partisi’nde şu an da Yeni Umut Partisi’nde çalışma yürüten, siyonizmi merkezine koymuş parti lideri Gideon Saar destek veriyor. Bu hükümet ve koalisyonlar “Büyük İsrail Ülkesi”’nin savunucularıdır. Filistin medyasının yorumu ise “Uzun vadede Arap vatandaşlar ve Filistinliler için Netanyahu’dan daha kötü olabilirler.” şeklinde.

ABD’de ise Trump’ın yerine gelen Biden’ın Filistin konusunda daha ılımlı politikalar yürütmesi ve bölgedeki sert İsrail-ABD işbirlikçiliğini daha yumuşak bir zemine çekmesi beklenirken genel olarak Biden İsrail’e en ufak bir baskı yapmaktan bile çekiniyor. Biden’ın İsrail ile olan siyasi, ticari eylemleri, Filistinlilerin taleplerini karşılamak adına oluşturulacak siyasi sermayeyi uygulamaya dahi koymaya değmediğine dair kalıcı görüşünü yansıtıyor.

Ortadoğu medyası ise bu konuda şunu belirtiyor: “Hiç kimse ABD’den Kosova’da olduğu kadar güçlü bir şekilde geri dönüş yapmasını ve Filistin devletini desteklemesini ya da İsrail’i Venezuela gibi cezalandırmasını beklemiyor. Ancak en azından ABD, milyarlarca dolarlık yardım ve gelişmiş askeri teçhizatını, İsrail’in resmi ABD politikasına karşı gelmemesine bağlı hale getirebilir. Retoriğinde, İsrail’in “kendini savunma hakkı” kadar Filistinlilerin yaşamlarını da önemsediğinin sinyalini verebilir. İsrail’in eylemlerini kınayan kararları sürekli olarak veto ettiği BM’de, Tel Aviv’e diplomatik koruma sağlamayı bırakabilir. Ve bir taraf devlet, İsrail, ağır hak ihlalleri ve savaş suçları işlerken, beklemede kalmasının kendisinin beyan ettiği değer veya çıkarlarla uzaktan yakından alakası olmadığının farkında olan dünyaya bu maskaralığı yapmaktan vazgeçebilir.”

Yakın vakitte Batı Şeria, Beita’daki İsrailli yerleşimciler boşaltılacaktır diyen yeni İsrail Hükümeti, Beita’da halkın direnişini kırmak adına kurulan İsrail karakoluna, Filistinlileri püskürtmek adına direktif veriyor. Bennet Hükümeti, Filistin Hükümeti ve bazı Filistin örgütleri ile anlaşma içinde ilerlenerek bölgeye gerekli müdahale yapılmıyor. Bölgedeki halk, Filistinli direniş örgütleri içinde yapılanan bir örgütlü yapıya sahip olmadıkları için silaha erişimleri yok ve mücadelelerini taş, sapan, ateşe verilen lastikler ile gerçekleştiriyorlar. İsrail’in ve İsrail ile anlaşmalı olan Filistin Hükümeti’nin, Filistin halkı üzerindeki yıldırıcı şiddet politikaları sürüyor.

Ezcümle verilmekte olan anti-emperyalist, anti-siyonist Filistin mücadelesini yakından izliyor ve kendilerini direnişle selamlıyoruz! Bir Filistin vardı, bir Filistin gene var!

KAYNAKÇA

https://www.reuters.com/world/middle-east/israels-knesset-vote-new-government-end-netanyahus-record-reign-2021-06-13/

https://www.haaretz.com/opinion/.premium-sorry-but-as-an-arab-israel-s-new-government-doesn-t-make-me-happy-1.9904527 (Hanin MAJADLİ, Filistinli Gazeteci)

https://ecfr.eu/special/mapping_palestinian_politics/introduction_political_actors/

https://pflp.ps/

https://www.aljazeera.com/opinions/2021/6/11/go-bold-joe

(Al-Hadaf Gazetesi, Filistin, Kudüs merkezli) https://hadfnews.ps/

(Al-Hadaf) https://twitter.com/hadafps

(Al-Akhbar Lübnan merkezli, Filistin yanlısı gazete) https://al-akhbar.com/palestine

(Al-Akhbar) https://twitter.com/alakhbarpal

Son Eklenenler