Çarşamba, Temmuz 6, 2022

Aşıda patent aptallığı

Biri denize düşmüş boğulmak üzere, diğeri kıyıdan elindeki can simidini sallayarak “hediyesi 5 lira vatandaş, hayat kurtarıyor” diye bağırıyor. Başka bir can simitçi denizde çırpınana kayıkla yanaşmış, “benimki 3 lira benden al” diyor. Yüzlerine ciddiyet maskesi takıp bu kara mizahı kendileri yönetiyormuş gibi konuşanlar ise  “sakın boğulma vatandaş, diğerleri hep öldü, pazarları piyasaları bize kaldı, inşallah güzel günler göreceğiz” diye umut dağıtıyor. Bir yılı aşkındır virüs salgınının değil, kapitalizmin bilinçli aptallığının pençesinde kıvranıyoruz. Bu bir beceriksizlik ya da yönetememe durumu olarak görülmemeli, yeterli toplumsal muhalefetin olmadığı koşullarda egemenin dilediğini yapma özgürlüğüdür!

Virüsler mikrop ve bakterilerden farklı olarak kendi kendilerine çoğalamıyor, ancak başka bir canlı hücreye tutunarak varlıklarını sürdürebiliyorlar. Bu yüzden canlı olup olmadıkları bile tartışılıyor. Dolayısıyla virüsün yayılmasını durduran iki şey var: Biri bulaştığı canlının çevresiyle temasının kesilerek virüsle birlikte yok olup gitmesi, diğeri hedef canlıların bir biçimde bağışıklık kazanarak virüsün tutunmasını önleyen antikorlar üretmesi. Bir yılı aşkındır bütün dünya sanki ortaçağdaymış gibi birinci kurala uymaya zorlanıyor. Çünkü ikinciyi mümkün kılacak olan aşılar, günümüz kapitalist uygarlığının başarısı olarak bir avuç ilaç şirketinin patentli malıdır! Parası olan, aşı şirketlerinin gelecekteki üretimlerini bile kapatmış. Yoksullar ise, zenginin kapısında borç para ve insaf dileniyor!

İlk aşının geçtiğimiz Kasım’da üretilmesi sonrası beklenen oldu ve ABD, AB, İngiltere, Avustralya, Kanada, Japonya gibi zengin ülkeler gerekli olan 2 milyar doz dolayındaki aşıdan 1 milyar doz fazlasını satın aldılar. [1] BM Genel Sekreteri Antonio Guterres bile “10 ülke dünyadaki koronavirüs aşılarının yüzde 75’ini alırken 130 ülkeye bir doz aşı gitmedi” diyerek bu duruma tepki gösterdi.[2]  Bunu mümkün kılan, aşıların yalnızca patentini alan ilaç şirketleri tarafından ve kâr amacıyla üretilmeleriydi. Hindistan ve Güney Afrika böyle bir gelişmeyi öngörerek henüz aşılar piyasaya sürülmeden önce Dünya Ticaret Örgütüne başvurup üzerindeki patentlerin kaldırılmasını istemişti. Ancak karar için 164 üyenin oybirliği gerektiğinden,  bu öneri yine aynı zengin ülkelerin oylarıyla reddedildi.[3]

“Buluş sahibini ödüllendirip yenilerini özendirmek” misali aptalca gerekçelerle patent haklarını savunanlar, olası bir patent karşıtlığı hareketini önlemek amacıyla yeni hazırlıklar yapıyorlar. Örneğin Uluslararası İlaç Üreticileri ve Dernekleri Federasyonu’nun (IFPMA) Genel Direktörü Thomas Cueni dünyayla dalga geçer gibi; “paylaşılması gereken şeyler… uzmanlık, hammadde, malzemeler. Gidip bir pastaneden bir pastanın tarifini alabilirsiniz ancak bu, o pastayı nasıl yapacağınızı öğrendiğiniz anlamına gelmez”  diyerek insan sağlığının kâr konusu olduğunu savunuyor. [4] Pfizer ve AstraZeneca gibi aşı üreticileri ABD Başkanı Biden’a mektup yazarak, patent haklarıyla ilgili değişikliklerin “inovasyon ve yatırımları caydırmanın ötesinde zararlar doğuracağını” öne sürebiliyor. Bu tür saçmalıkların yanıtı çocuk felci aşısını bulan Dr. Jonas Salk tarafından “güneşi patentleyebilir misiniz” diyerek ve buluşunu insanlığa adayarak yıllar önce verilmişti, başka söze gerek yok!

Virüslerin bir özelliği de bulaştığı canlıların yaşamlarına uyum göstererek varlığını sürdürmesi. Bu yüzden Covid-19 da birçok varyasyona sahip. Eğer salgın küresel ölçekte bu hızla yayılırken aşılama çalışmaları da bu kadar eşitsiz ve yavaş devam ederse, kaçınılmaz olarak aşının etkisini aşan mutasyonlar da görülecektir. Bu nedenle de aşılamanın bir an önce tamamlanması için tüm olanakların paylaşılıp daha çok aşı üretilmesi gerekiyor. Yoksa salgın yıllarca sürebilir. Peki, tehlike böylesine yakınken neden hâlâ bu kadar yavaş davranılıyor? Amaç yalnızca birkaç ilaç şirketinin kâr etmesi mi?

Örneğin ABD şirketi Pfizer’in kendi açıklamasına göre yalnızca aşı satışı sayesinde bu yılki cirosu 15 milyar dolar artacakmış.[5]  Bu durum diğer aşı üreticileri için de farklı değil. Ama yine de tümünün kârları bir araya gelse, dünya çapında duran üretimin, işinden atılan çalışanların, iflas eden küçük mülk sahiplerinin trilyonları bulan zararlarının yanında devede kulak kalır. Salgına karşı bu kadar yavaş davranılması hem ilaç şirketlerine yeni kâr olanakları sunuyor, hem de toplumu baskılamak isteyen egemenlerin elini rahatlatıyor. Şöyle ki: Hastalığın etkisi arttıkça hükümetler daha çok aşı almak için harekete geçmek zorunda kalacak ve bundan ilaç şirketleri kârlı çıkacak. Ama aynı hükümetler salgından, zaten derin bir bunalımdan geçen ekonomileri kontrol altına almak ve ücretleri düşürmek için de yararlanıyorlar. Kısacası bizim açımızdan felâket, kapitalizm açısından nimete dönüşüyor. Kâr oranlarının düşmesi nedeniyle salgın öncesinde de ekonomik büyüme yavaşlatılıyordu, şimdi “hastalık hızla yayılmaya devam ediyor” bahanesi, bütün hükümetlerin bu uygulamaları sürdürmesi ve toplumsal muhalefeti susturmasının başlıca gerekçesini oluşturuyor.

Şu da unutulmamalı: Milyonlarca türü olduğu sanılan virüslerin bugün ancak 5-6 bin kadarı tanınıyor. Daha önce el atılmayan doğal alanlar kâr amacıyla deşildikçe ve küresel ulaşım bu kadar kolay olduğu sürece, gelecekte daha ağır salgınlar görüleceğini söylemek kehanet sayılmaz. Bugünkü salınla mücadelenin kapitalizmin çıkarları doğrultusunda yapılmasına sessiz kalmak, gelecekte daha ağır yükler altında ezilmeyi peşin olarak kabul etmek demek. Beslenme, barınma, eğitim, sağlık gibi temel gereksinimler kâr konusu olamaz. İnsanların çaresizliğinden beslenen bir yaşam düzeni yıkılmalıdır. Aşıda patentin kaldırılması mücadelesi bunun bir adımıdır. Aşı bilgisi ve üretimi için bir an önce küresel ölçekte işbirliği yapılmalı. Bir yılı aşkındır yaşamak için çalışmak zorunda olan ölümü göze alarak işe gidiyor, geri kalanlar kısıtlamalarla yaşamaya çalışıyor ama sınırlı bir egemen kesim ise her türlü güvence altında yaşamını her zamanki gibi sürdürüyor. Buna son verilmelidir.


[1] https://tr.euronews.com/2021/02/19/zengin-ulkeler-ihtiyac-olmad-g-halde-fazladan-1-milyar-covid-19-as-s-n-stoklad-rapor

[2] https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-56110667

[3] https://tr.euronews.com/2021/03/11/dunya-ticaret-orgutu-uyeleri-aras-nda-covid-19-as-patenti-tart-smas

[4] https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-56505586

[5] https://www.evrensel.net/haber/425326/asida-patent-varsa-kriz-de-var

Son Eklenenler