Çarşamba, Aralık 7, 2022

ABD ne kadar karışırsa, bizim için o kadar iyidir…

Joe Biden’ın ABD Başkanı olmasının resmî olarak onaylanacağı öğle saatlerinde ( o sırada bizim buralarda gece yarısıydı), kongre binası önünde gösteri yapan Trump yanlıları içeri girerek oturumu engellediler. “Capitol Hill” diye adlandırılan binanın işgali 4 saat sonra polisin müdahalesiyle sona erdirildi. Kongre üyeleri güvenlik nedeniyle çıkartıldıkları salona dönerek, yarıda kalan oturumu yeniden başlattılar. Olaylar sırasında 4 kişi yaşamını yitirdi. Yapılan açıklamalara göre silâhlar ve patlayıcı maddeler ele geçirildi. Washington’da saat 18.00’den itibaren sokağa çıkma yasağı ilân edildi.

Başkanlığı resmî olarak henüz sona ermediği için, Beyaz Saray’da Trump adına sözcülük, özel kalem müdürlüğü gibi görevlerde bulunanlar hemen istifa ettiler. Başka bir ifadeyle, gemiyi önce fareler terk etti. ABD basını, işgalcileri “bozguncular” olarak ilân etti. Facebook, twitter, instagram, Trump’a ait hesapları geçici de olsa hemen kapattılar. General Motors, Apple, JPMorgan Chase ve Johnson & Johnson gibi ABD merkezli büyük şirket yöneticilerinden oluşan “İş Dünyası Masası” (The Business Roundtable) baskını kınayan bir açıklama yaptı. Başbakanlar ve dışişleri bakanları yarım ağızla “endişeliyiz, hukuk, demokrasi” misali göstermelik demeçler verdiler. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, yaşananlar için “şoke edici” dedi. Bütün bu egemenler cephesi karşısında, kendisi de bir egemen olan Trump’ın yolaçtığı olaylarla ilgili olarak biz ne diyoruz?

Trump ve destekçilerinin ne mal olduğunu biliyoruz; ırkçı, cinsiyetçi, dünyanın ezilen halklarını daha da ezmekten yana, bencilce düşünen bir güruh… Kapitalizmin geleneksel efendileri çığ gibi büyüttükleri toplumsal felâketler yüzünden bir süredir ezilenlerin oyunu almakta zorlanınca, dünyanın başka ülkelerinde de benzerleri görülen Trump gibiler ortaya çıkıp, kitlelerin özlemlerine seslenerek, bunları gerçekleştireceklerine dair vaatlerde bulunarak, seçimleri kazandılar. Yoksul ülkelerden alışık olduğumuz bu durum, ABD için yeni sayılırdı. Büyük sermaye sahipleri ve polis/asker/istihbarat gibi silahlı güçlerden oluşan ABD yönetici eliti, azgelişmiş ülke yöneticilerine benzeyen bir devlet başkanı karşısında şaşkınlıklarını sık sık dile getiriyorlardı. Ama kurulu düzen açısından seçilmiş bir devlet başkanının fazla önemi olmadığını bilmenin rahatlığıyla, Trump’ın saçmalıklarına aldırmıyorlardı. Bazen devletin olağan işleyiş düzeni içinde yetkilerini budayarak, bazen aba altından sopa göstererek, bugüne kadar geldiler. 3 Kasım başkanlık seçimlerinin az bir oy farkıyla sonuçlanması nedeniyle Trump’ın itirazlarını da geçiştirmek üzereydiler ki; basit bir gösteri, kongre binasının işgaline dönüştü. Göstericilerin içeri girmesine doğrudan müdahale etmeyen polis, bir süre sonra işgale son verdi. Bu sırada Trump da durumdan ders alıp kitle gösterileriyle oyun oynanmayacağını anlamış olmalı ki, kışkırtıcı söylemlerinden vazgeçerek sükûnet çağrıları yapan twitler atmaya başladı.

Kimin, hangi yollardan devlet başkanı olduğu ve ne söylediği önemli değil; ABD, ezilen halkların başdüşmanı ve bütün ülkelerdeki zalimlerin destekçisidir. Bu yüzden, ABD’deki her karışıklık, dünya mazlumları için hayırlıdır. Biz seçim ve parlamentoların, yalnızca ezilenleri düzene bağlama ve egemenlerin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları yumuşak yollardan çözme amacıyla kullanıldıklarını bildiğimiz için, sözde “demokrasi ve hukuk” savunuculuğu yapmıyoruz. Bize yarar sağlamayan bu kurumlardan değil, kendi çıkarları için mücadele eden dünya ezilenlerinden, yani kendimizden yanayız. Bu yüzden, kim neden olmuşsa olmuş; dünyadaki zulüm ve sömürünün merkezi olan ABD’de yaşanan karışıklıklardan memnunuz. Düşman ne kadar çok kendi derdine düşerse, bu bizim dertlerimizi aşma mücadelelerinde hiç olmazsa bir nefeslik rahatlık sağlar. Trump gericiliğini ise hiç merak etmeyelim; ABD’nin mücadeleci ezilenleri, onların hakkından gelecektir!

Son Eklenenler